HAYALLERLE UMUT YOLCULUĞUNA ÇIKTIM BEN

Sevgili Aktif haber okuyucuları, 2014 yılını yavaş yavaş geriye bırakırken, arkamıza bıraktığımız çok anılar oldu, üzücü olaylar (aramızdan ayrılanlar, hakkin rahmetine kavuşanlar, hepsine Allah’tan rahmet, kalanlara baş sağlığı ve sabırlar diliyorum), nostaljik anılarımızda oldu (50. Yıl etkinlikleri, çeşitli sosyal ve kültürel projelerin zorda olsa gönüllülerin sayesinde devam etmesi) ve son olarak güzel anılarımızdan da bahsetmeliyiz (yeni evlenen gençlerimiz, bu Dünya’ya gözlerini yeni açan yarının büyükleri melek yüzlü bebekler)
Doğduğum ve büyüdüğüm, güzel, şirin, sakin ve meşhur citadelliyle tanınan Valon Bölgesi’nin başkenti olan Namur kentinde, yaşamak ’ta olduğum sokağın az ilerisindeki köşe Kahve’ye doğru yol alırken, bir elimde kalem, bir elimde kâğıt, sizinle paylaşmak istediğim iki konuyu yazmaya başlarım.
Birinci konu, Belçika genelini anlatan bir konu olacak, grevle ilgili az ’da olsa görüşlerimi paylaşacağım, yazar arkadaşım Arife Beyhan hanim zaten kaleme almış ve güze bir şekilde yazmıştı.
Evet, bugün 1 Aralık, Belçika’nın Valon bölgesinde ve bazı flaman bölgelerde grev yapılmaktadır. Çalışmış olduğum kurumun ’da grev yapması üzerine, bende grev yapanlar arasına girmiş bulunuyorum. Temenniyim bu grevlerin Belçika’daki yeni Hükümet’in yürürlüğe koymak istediği « yeni « ve « katı » politikaya bir mesaj olur. Kapitalizm lige doğru giden bu politika, orta sınıfı zaten ortadan yavaş yavaş kaldırırken, isçinin, Memur’un ve sosyal sigortalardan (chomage, cpas,…) faydalanan vatandaşların aynı sınıfa yani « Fakir » sınıfına doğru yönlendirildiğini fark etmekteyiz. Göç politikasının daha da zorlaştığını, her gün insanların (yabancıların), yabancılar ofisin ’den « bölgeyi (Belçika’yı) terk etme kararlarıyla» karşılaşırken, diğer taraftan avukatların, sosyal kanun derneklerin ve servislerin isin içinden çıkamadığını, insanların (yabancıların) neler olup bittiğini fark etmemeleri, yukarıdaki alınan siyasi kararların, yabancıların hayallerle geldikleri Belçika’da her gün kâbus gibi geçtiğini bütün üzüntülerimle dile getirmek isterim.
İkinci konu ise, Belçika’da yaşayan Yabancıları ve Farklıkları ilgilendiren bir konu olacak, Dünya’nın 4 bir yandan Belçika’ya (Avrupa’ya) akın eden insanların yaşadığı gerçekler bazen içler acısı. Avrupa’yı çözüm olarak gören masum bakışlar, gülen yüzler, gözler. Avrupa’yı « Cennet » olarak düşünen hafızalar, Akıllarda dolasan pembe imajlar ve hayaller, Avrupa’ya ayak bastıktan sonra gerçeklerle bağdaşmadığını geçte olsa farkına vardılar, ama is isten geçti, memlekete geri dönmek ‘mi? dillerde sadece, icraat çok nadir.
Dünya’nın her bir yerinden gelen insanlar çeşitli nedenler ’den dolayı gelirler Avrupa’ya (sosyal, politik ve ekonomik, savaşlar, etnik köken kavgaları, aile geleneklerinden zoraki göç edenler vb. ). Memleketini (Sıla’yı) terk edip hayal kurdukları « Cennet Avrupa ‘ya » geldiklerinde ise, kendini bilmeyen iki dünya karşı Karşı’ya gelir (Avrupa dünyası ve yabancıların dünyası). Belçika’ya gelirken geride çok şeyler bırakırlar ama değerlerle gelirler, becerilerle gelirler, tecrübelerle gelirler, diplomalarla gelirler. Kendi ülkelerinde meslek sahibi olanlar (memur, isçi, vb.) her şeyi bırakıp ya da satıp ve hatta borçlanıp daha iyi bir hayat kurma pesine koşarlar. Kendi memleketindeki elde ettikleri beceriler, tecrübeler ve diplomalar, Belçika’da zor tanınır, diplomanın denkliği ise tam bir fiyasko, dil engeli sürekli karşılarına çıkar yabancıların, bu durumlarla karşılasan Belçikalı memurlar sizi ve sizin kültürünüzü yeterince anlayamaz, anlasa da çalışan Memur’un yapabileceği fazla bir şey yoktur, çünkü onunda elinden fazla bir is gelmiyor, kanun ne diyorsa onu uyguluyor. Yabancılar çeşitli engellerle karşılaşırlar, Batı’nın kültürünü bilmeme, Dil engeli, evrakları anlamama konusu, kendini ifade etmekte zorluk çekmeler, tercümanlar sağ olsun yine de, onlar olmazsa daha da zorlaşacak. Gerçekten hiçte kolay değil bu « kâğıt kürek » ülkesinde (Belçika’da) yasamak, çünkü kendi vatandaşı bile zor anlamakta, onun için sosyal danışmanlar hizmetler vermekte.
Makaleme son verirken, sizlere alttaki şiirimi armağan ediyorum, bu şiir Belçika’ya gelen bütün yabancılar için yazıldı sadece Türkleri kapsayan bir şiir değil.
“Hayallerle umut yolculuğuna çıktım ben;
Avrupa’yı cennet bahçesi sandım ben;
Memleketimde Avukat dım, öğretmendim, Esnaf’tım, Çoban’dım;
Belçika’da kablo isçisi, temizlik isçisi, inşaat isçisi oldum ben;
Memleketimde sporcuydum, sanatçıydım, tiyatrocuydum,
Belçika’da sosyal sigortalardan faydanalar biri oldum ben,
Memleketimde Türk’tüm, Arnavut’tum, Faslıydım, Afrikalıydım;
Belçika’da bir Yabancı, bir ilticacı, bir mülteci oldum ben”.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum,
Rahmi Gürsever
02.12.2014 – Namur

