YARATILIŞ MUCİZESİ VE İNSAN.

Ben eğitimimi Türkiye’de tamamladım ve 16 yıldır Belçika’da yaşamaktayım. Çocukluğumdan bu yana evreni Yaratanın sonsuz kudretini ve onun halifem dediği İnsanları tanımaya çalıştım. Bu konuda araştırmalar yapıp çözümleme yollarına girdim. İnşallah bu çalışmalarımızı gücümüzün yettiği kadar sizlerle paylaşacağım.
YARATILIŞ MUCİZESİ VE İNSAN
“O ol der ve her şey oluverir” Ayetinin de buyurduğu gibi Allah’ın sonsuz kütleriyle her şey oluverir.
Bir tek D.N.A da kirkbin klasörük kitaplara sığdırmış bilgiler, hiçbir aklın açıklayamadığı güneşin dünyaya vuruş açısı, akıldan yoksun böceklerin mucizevi şeklîde kendilerine verilen fıtratı kusursuzca yerine getirmesi. Daha sayısı şeyler; sizce tesadüf olabilir mi?
Binlerce galaksi, akıp giden bir düzen. O kadar kusursuzca yaratılmış ki hamd olsun onun kudretine. Her yıl yağan yağmur miktarının gramına kadar hiç değişmeden ayni oranda olması, her kar tanesinin asla bir biriyle uyuşmayan simetrik desenleri, onun sonsuz kudretini zikreder.
Evrenin en küçük yapı taşı atomların elektronunundan başlayıp, galaksi ve tüm evrenin onun kudreti ile dönmesi. Ve bu sonsuz kudretin sahibinin halifem dediği insan !!!
İnsan! Kendine verilmiş en büyük güç akılla hareket eden aciz varlık. Yaratıldığı günden beri dünyaya sonsuz bir muhabbetle bağlı, hırslı, zalim iktidarı uğuruna hiç kimseye acımayan, hiçbir mahlûkatın kendi nesline yapmadığı katliamları yapan insan.
Peki, bu insanın ölümden haberi yok mu ki bu kadar acımasız oluyor?
Hâlbuki öleceğini bilerek yaşayan tek mahlûkattır o. Hep egoist, yeri geldiğinde babanın oğlu, oğullun babayı katlettiği bir güç kavgası, oysaki aldığı nefese bile muktedir değil ve aciz zavallı bir durumda.
Ta Âdem As. dan başlayan bir köleleştirme , sömürme düzeni günümüze kadar akıp gelmiş durumda. Sadece isim değiştirmiş, şekil değiştirmiş. Kitapla gelen peygamberler hep bu düzene karşı mücadele etmiş, o dönemin iktidar sahipleri ise iktidarlarına tehlike gördükleri bu ilahi hareketler karşı koymuşlar. Aslında dertleri ne yeni gelen din, ne de peygamberlerdi. Tek korkuları kurdukları sömürge düzeninin yıkılmasıydı.
Nemrut, firavun, roma krallığı ve ebucehiller gibi iktidar sahiplerinin vahşice saldırmışlarda bu yüzdendi.
Peki, bu düzen yıkıldı mı dersiniz? Dünyaya adalette özgürlüğe kavuşumu? Hayır, sadece ad ve şekil değişti. Allah’ın indinde en değerli olan âdemoğullunu Takvalısı ise, neden o zaman bizler fıtratımızın gerçeği ile değil de nefsimizin ve arzularımızın hırsıyla yaşıyoruz sevgili dostlar?
Erdal Şişdağ-05-07-2015/Brüksel

